logo
Ekolündeki uzmanlığı, aldığı dereceler ve kendi geliştirdiği özel terapi teknikleri ile, Dünyadaki sayılı Reiki öğretmenlerinden biri olan Usui Reiki 17. Işık Aşama Grandmaster Teacher İsmail Bülbül 33 yıldır yaşadığı Almanya'dan sonra şimdi Türkiye'de bulunmaktadır.
Çalışma Saatleri
Pazartesi - Salı -------- KAPALI
Çarşamba - Pazar ---- 13:00 - 20:00

+90216 550 9272

+90553 370 4415

Top

Aşk mı, Şefkat mi?

Aşkta tutku vardır, ihtiras, şehvet, sıradışılık, ritimsizlik, dengesizlik, taşkınlık.. Şefkatte huzur vardır; sessizlik, dinginlik, sükunet, çizgi, sakinlik.

*** Aşk; gidiştir, terkediştir… Ardında yıkık dökük bir harabe, savaştan yeni çıkmış, virane bir şehir bırakıp kaçmaktır. Arkasına dönüp bakmaz o, işgal edeceği, ganimetlerinden yararlanacağı yeni yerlere çevirir rotasını.

Şefkat; beklemektir. Sabaha kadar başucunda, elinde ıslak bir havluyla, kuru iç çamaşırıyla iyileşmesini; sabah çayın ve taze ekmek kokusunun kol gezdiği bir mutfakta, uyanmasını beklemek… Ya da bir cam kenarında, gecenin karanlığını korkularına ortak edip, saatin yelkovanıyla bilikte döne döne, yana yana, gelişini beklemektir. O gelmeden uyumamayı öğretmektir gözlerine…

***Aşk; ihanettir. Çünkü ömrü kısadır, yaşaması için yeni gönüllere girmesi, yeni acılarla beslenmesi, yeni duyguları, ruhları sömürmesi gerekir. Yeni bedenleri masasına meze etmesi, şerefine bir kadeh daha içmesi…

Şefkat sadakattir halbuki. Kaplumbağa gibidir yaşam tarzı; yavaş yavaş yol alır, sindire sindire yaşar ve uzun ömürlüdür. Çivi çakar, çivisi çıkmış dünyaya. Aç gözlü değildir üstelik. Bir tas çorbanın buğusundaki huzuru en mükellef kurulmuş sofralara tercih eder. Çabuk doyar, çok şükreder.

*** Aşk; akıcıdır, spontanı sever. Ani süprizleri, ani başlangıçlarıyla, bitişleriyle sürükler gider seni hayatın karmaşasında. Her limandadır o, her tren istasyonunda pusuya yatar. Bazen bir yağmur damlası olur düşer yüreğine damla damla. Bazen bir çöl güneşi olur, yakıp kavurur bedenini, ruhunu. Ne zaman karşına çıkıp seni sarıp sarmalayacağını ya da sarsıp tozunu dumanına katacağını tahmin bile edemezsin.

Oysa şefkat dingindir, yeri, adresi hep aynıdır, kolay kolay taşınmaz, yerleşik hayatı, alışkanlıklarını sever o. Terasında sallanan sandalyesinde örgü örerken görürsün onu, ya da kahvesini yudumlayıp, kitabını okurken… Gözlüklerinin üzerinden uzaklara dalar gider ama gitmez, gidemez hiçbiryere. Yıllarca orada olacağını bilirsin. Elleri yaşlanır, titrer, üzerine çiller düşer, ama omzuna dokunuşunun yumuşaklığı hiç değişmez.

*** Aşk; delice, sırılsıklam, kuralsız, savaşır gibi, can yaka yaka, nefes nefese sevişmektir…

Şefkat; huzurlu bir göğse koyup başını, kalbinin ritmini dinleyerek uyumaktır belki. Parmak uçlarının onun parmak uçlarında gezinmesi bir akşam serininde, dudağın usulca diğer dudakla randevusu, her gün aynı saatte. Saçlarda aynı tempoda, aynı sıcaklıkta dolaşan eller…

***Aşk; bir günde dört mevsimi yaşatır belki ama fırtınası, kasırgası şiddetli, karı boranı ağır, güneşi yakıcıdır. Sürekli bir afete, felakete gebedir, tetikte bekletir. Ani değişkenliğine uyum sağlamak zordur, hastalığa davetiyedir. Pabucu şeytana, gömleği insana ters giydirir.

Şefkat; ılık ılık yağan yaz yağmurudur, usul usul dokunur tenine, çocukluk anılarında kalan annenin ellerini hatırlatır saçlarına dokunurken. Cemredir yüreğine düşen, ısıtan… Lapa lapa yağan kardır bazen; karşısına oturup çayını yudumlarken kulaklarınla buluşan, çıtır çıtır yanan şöminenin sesindeki dinginliktir, huzurdur… Gelgitleri yoktur onun, her şeyi zamanında ve abartısızdır.

Aşk mı, şefkat mi? Bu soru karşısında bir tercih yapmak gerekir, çünkü ikisine birden sahip olmak neredeyse imkansızdır. Aynı ortamda bulunamayan, aynı kişide barınamayan iki düşman gibidir onlar.

Ya ölmek pahasına ışığa uçacaksın pervane gibi… Başını karın altından çıkarıp güneşi göreceksin cesur bir kardelen misali… Ya da şefkati oturtup yanındaki sallanan sandalyeye, yıldızların altında, gecenin huzurunda kapatacaksın gözlerini sessizce son defa hayata…

Şerife Eren Ünal

Share